Prag geçmişte Çekoslovakya’nın başkentliğini yapmış, dağıldıktan sonra ise Çek Cumhuriyeti’nin başkenti olarak tarihin en eski başkentlerinden olarak devam etmektedir.

Prag hem 1. Dünya savaşına hemde 2. Dünya savaşına şahitlik etse de tarihi dokusu çok iyi korunmuş bir yaşayan tarih adeta.

Komünizm ve savaşın verdiği yıkımın etkilerini üstünden en hızlı atan hatta ardından Avrupa birliğine bile giren demir perde ülkelerinin en güzeli desek yeridir.

Şimdi bu güzel aşk şehrinde kesinlikle görmeniz gereken yerleri sıralayalım.

Charles Bridge – Karl Köprüsü

Dünyanın en popüler köprüleri arasında yer almaktadır. Köprünün üzerini bir çok aziz heykeller ile süslenmiş köprü old town (eski şehir) ile lesser town (küçük şehir) arasında ki tek bağlantı yoludur.

Köprü Prag’ın tam merkezi konumunda bütün sarayları, kuleleri ve kiliseleri görebilecek şekilde Vlata nehri üzerinde konumlandırılmış harika bir manzaraya sahiptir.

Köprünün üzerinde toplam 30 adet heykel vardır. Bu heykellerin hepsi replikadır orijinalleri ulusal galeride bulunmaktadır. Bir çok doğal afet atlatsa da mimarisini korumayı başarmıştır.

Köprüyü korumak için iki tarafında da kuleler bulunmaktadır.

Köprünün ünlü olmasının sebeplerinden biri önemli bir konuma sahip olması ve tarihte bir çok işgal de düşmanın her seferinde bu köprüde durdurulmuş olmasıdır.

Köprünün tarihine bakacak olursak; Kral Charles tarafından 1357 yılında yapımına başlanmıştır. Köprünün adı Prag köprüsü olmuştur. Yapımını üslenen ise St. Vitus Katedralinin yapımını da üslenen Peter Parler olmuştur. Köprü toplam 502 metre uzunluğunda, 16 kemer üzerinde ve 4 arabanın rahatlıkla geçebileceği genişlikte yapılmıştır. 1742 yılına kadar ise iki nehir arası tek bağlantı olarak kullanılmıştır. 1870 yılında köprünün adı Charles Karl köprüsü olarak değiştirilmiştir.

Prag’ın görülmesi gerek yerlerinin başında gelir.

Prague Castel – Prag Kalesi

Prag kalesi en çok turist çeken yapılarından biridir. Kale UNESCO dünya kültür mirasları listesinde yer almaktadır.

Kale tarihi surları, kuleleri, katedralleri, kraliyet sarayı ve kilisesi ile muazzam bir yapıya sahiptir. Geçmişte Bohemya kralının evi olarak kullanılan kale günümüzde başkanlık binası olarak kullanılmaktadır.

Prag kalesi dünyanın en büyük antik kalesi olarak Guinness rekorlar kitabına girmeyi de başarmıştır. Prag şehri o kadar çok tarihi yapıya sahip ki dünyanın en çok ziyaret edilen şehirleri arasındadır.

Kale kendi içinde bir şehir olmaktadır. Kalenin içerisinde; ihtişamlı mimari yapılar, kralları kraliçeleri ağırlayan saraylar ve bahçeler, dini eserler, sanat eserleri ve mücevherler bu kalenin yapı taşlarıdır.

Kale Romaneskten Gotik mimariye yaşadığı dönüşüm ile dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır.

Kalenin bir de altın yol olarak anılan geçmişte kuyumculara günümüzde ise hediyelik eşya satan dükkanlara ev sahipliği yapan sokağı da çok ünlüdür. Hatta bu yolda Franz Kafka’nın yaşadığı bir evde bulunmaktadır. I. Ferdinand’ın karısı Anne için yaptırdığı yazlık saray ve bahçeleri de kalenin içine sığdırmayı başarmıştır.

Kaleye en az bir tam gün ayırmanızı ve bütün ayrıntıları ile gezip fotoğraf çekmenizi öneririm.

Old Town Square – Eski Şehir Meydanı

Eski şehir meydanı şehrin en kalabalık en hareketli bölgesidir. Muazzam mimarisi, çok eski tarihi ve atmosferi ile şehrin kalbi niteliğindedir.

Eski şehir meydanında bulunan en önemli yapılardan biri Astronomik saattir insanlar her saat başı önünde kuyruklar olarak güzel bir seyir yeridir. Old town city hall (eski belediye binası) şehri kuş bakışı izleyebileceğiniz bir terasa sahip, eski belediye binası çevresinde bulunan restoranlar, hediyelik eşya dükkanları ve dondurmacılar ile herkesin buluşma noktası olmuştur.

Meydan da bunun dışında Franz Kafka’nın yaşadığı bir diğer ev Dum’u Minuty evi, Çekoslavakya’nın bağımsızlık üzerine kurulan Marian sütunu, Tyn kilisesi, Aziz Vaclav’ın tasvir edildiği Storch evi, Golz Kinsky sarayı (komünist sarayı), Male Namesti anıtı (veba anıtı) gibi bir çok yapı bulunmaktadır.

Ayrıca meydan bir çok olaya sahne olmuştur, bunlardan bazıları; Protestan liderlerin idamları ve 1968 sovyet tanklarının saldırılarına kadar bir çok olaya sahne olmuştur.

Prag ziyareti sırasında en keyifli vakit geçireceğiniz bölge diyebilirim.

Astronomik Saat – Astronomical Tower

Prag Astronomik saati, şehrin kalbindeki eski şehir meydanında yer almaktadır. 1410 yılında inşa edilen bu eski saat dünyanın en eski 3. Saati ve aynı zamanda çalışan en eski saat ünvanını korumaktadır.

Asıl adı Orloj olan bu astronomik saat. Ayın ve güneşin mevcut saat dilimine göre dünya etrafında ki konumunu gösteriyor. 12 saat dilimi ile birlikte ise 12 burcun sembollerini taşımaktadır.

Astronomik Saat, dakika ve saatler dışında çok daha fazla bilgi vermektedir. Saatin üzerinde yer alan kadran sayesinde, güneşin, ayın, takım yıldızlarının, gezegenlerin ve burçların dahi gökyüzünün neresinde yer aldığına dair astronomik bilgileri okumayı mümkün kılan muazzam bir yapıdır.

Çek Cumhuriyeti vatandaşlarının inanışına göre saat bir gün durduğunda ülkeyi çok kötü bir felaket beklemektedir, inanışını vardır. Bundan sebep olacaktır ki saatin arızalanmaması için çok fazla hassasiyet göstermektedirler.

Her saat başında saatin üzerinde yer alan 4 figür hareket eder bu hareketler;

– Aynaya bakan figür: Kendini beğenmişlik

– İskelet: Ölüm

– Altın bir kese tutan figür: Açgözlülük

– Osmanlı figürü: Eğlenceyi simgelemektedir.

Dancing House – Dans Eden Ev

1994-1996 yılları arasında mimarları Frank Gehry ve Vlado Milunic tarafından yapılmıştır.

Frank Gehry tarafından tasarlanan ev 1930’lu yıllarda ki ünlü dans eden çift Fred Astaire ve Ginger Rogers’a benzetildiği için dans eden ev olarak anılmaktadır.

Rönesans etkisi altında olan tarihi bir yapının olduğu yer, 2. Dünya savaşında yıkıldıktan sonra yerine bu modern bina yapılmıştır.

Binayı Hollandalı İNG bankası yaptırmıştır. İNG bankası şehirde güzel bir izlenim bırakmak için kesenin ağzını sonuna kadar açarak bu binayı yaptırmıştır.

Bina iki bölmeden oluşmaktadır. Binanın nehre bakan yönünün alt katında kafeler bulunmaktadır. İkinci katından yedinci katına kadar ise ofisler yer almaktadır. En üst katta ise panoramik şehir manzaralı bir restoran bulunmaktadır.

Gerçekten görülmeye değer bir yapıdır.

St. Vitus Katedrali

Prag da saray olarak inşa edilmiş sonradan ise saray kilisesi halini almış katedraldir.

1344 yılında inşa edilen katedral kral ve kraliçenin taç giyme yeri aynı zamanda ebedi istirahat yeri olmuştur.

Tyn Kilisesi

Tyn Kilisesi şehrin en gösterişli en heybetli Gotik tarzda yapısıdır. Kilisenin tanınması, Cizvitlerin altın kadehi eritip Madonna figürü yapmaları ile ün kazanmıştır.

Kilisede 15. Yüzyıldan kalma 1520 tarihli Vaftizci Yahya’nın bir sunak vardır. Bunun dışında çarmıha geriliş temalı heykeller bulunmaktadır.

Powder Tower

Powder Tower Barut Kulesi Prag’da bulunan 13 şehir kapısında biri. Gotik tarzda inşa edilen kulenin yapımına 1475 yılında başlanmıştır.

Prag meclisi kral 2. Vladislav’a taç giyme töreni hediyesi olarak yaptırmaya karar veriliyor ve ilk taşı kral Vladislav’a koyduruyorlar. Ancak şehirde çıkan bir isyandan dolayı kral şehri terk ediyor ve 8 yıl yapımına ara veriliyor. Ardından yeni kule ismi ile kuleyi bitiriyorlar. Kule 1700’lü yıllarda barut deposu olarak kullanılmaya başlanınca adını Barut kulesi olarak değiştiriyorlar.

Kule’nin altında ki kapıdan ise Old Town meydanına doğru giriş yapıyorsunuz.

John Lennon Duvarı

John Lennon Wall Prag’ın Mala Strana bölgesinde yer almaktadır.

The Beatles grubunun efsanevi üyesi 1980 yılında vurularak suikasta kurban giden müzisyenin anısına halk tarafından grafitiler ile süslenmiş bir özgürlük timsali duvardır.

Duvarın asıl amacı barış, sevgi ve özgürlüğü temsil etmektedir. Duvarın ünlenmesinin sebeplerinden biri, 1988 yılında dönemin cumhurbaşkanı Gustav Husak tarafından grafiti yapımı yasaklanmış ve duvar silinmiş, bundan sonra ise halk daha fazla grafiti yaparak duvarı ölümsüzleştirmişlerdir.

Bu sayede duvar sadece John Lennon duvarı olmaktan çıkmış adeta bir özgürlük timsali haline gelmiştir.

Ulaşım önerileri;

Bu saydığımız yerlerin hepsini yürüyerek rahatlıkla gezdik tabi ki şehir merkezine yakın bir lokasyonda konaklayarak. Biz her zaman yürüyerek gezmenin daha faydalı olduğunu savunanlardanız.

Otel önerileri;

Nabo Apartments hem çok temiz hem merkeze çok yakın hemde uygun fiyatlı bir otel. 2 gece için 2 kişi 125 Euro gibi bir ücret ödedik ve çok memnun kaldık.

Rezervasyonu ise www.booking.com veya www.hotels.com üzerinden yaptırabilirsiniz.

 

Yazar

SeyyahYollarda.COM 'un kurucusu olan Hakan YILDIRIM Bursanın Gemlik ilçesinde doğmuş büyümüş ve hala burada yaşamaktadır. 2018 yılında Hakan YILDIRIM tarafından kurulan Seyyah Yollarda her geçen gün büyümeye devam etmektedir.

Yorum Yaz