Avrupa’nın başkenti neresi diye sorarsanız tartışmasız Paris derim.

Kültürü, mimarisi, düzeni, insanları ve yaşam standardı olarak gerçekten yaşanılacak şehirlerin en iyisi diyebiliriz.

Peki nerelere gidilmeli bu şehirde ???

Gidilecek o kadar çok yer var ki biz en önemlilerini sizler için sıraladık.

EYFEL KULESİ

Fransa denince akla ilk gelen yapıt Eyfel kulesi Fransa ve Paris’in simgesi haline gelmiştir. Eyfel kulesinin tasarımı Gustave Eiffel’e aittir. Üç kattan oluşan kule 1889 Expo fuarının giriş kapısı olarak 1887-1889 tarihleri arasında inşa edilmiş. Bu çelik yapı geçici olarak inşa edilmiş olsa da gördüğü çok fazla ilgiden dolayı kentin simgesi olarak kalıcı hale gelmiştir.

324 metre yüksekliğe sahip olan kulenin seyir terasından mükemmel bir Paris manzarası izleyebilirsiniz. 3 katın her birinde seyir terası ve restoranlar mevcut, çıkmak için yürümek yerine asansörü kullanmanız akıllıca olur ancak uzun bilet kuyruklarına katlanmak gerekiyor. Uzun kuyruklara girmemek için internetten çok önceden biletini alabilir yada hemen kulenin altında düzenlenen turlara katılabilirsiniz.

NOTRE DAME KATEDRALİ

Fransa’nın en önemli dini yapısı olan, hatta Avrupa da bile çok büyük saygınlığa sahip olan katedral, Keltler ve Romalılar tarafından 1163 – 1334 yılları arasında yapımı toplam 171 yıl sürmüştür.

Gotik tarzının en iyi örneklerinden biri olan katedral 69 metre yüksekliğe sahip ikiz kulelere sahiptir.

Katedralin içinde Hz. İsa’nın dikenli tacı, bakire taç kapısı, gül pencereler, uçan payangalar ve batı cephesi en fazla ilgi gören bölümlerdir. Katedralde aynı anda 9.000 kişi ibadet edebilmektedir.

Paris’te Eyfel kulesi kadar önemli bu yapı gezilmesi gerekenler listesinin en başında yer almalıdır.

LOUVRE MÜZESİ

Dünyanın en önemli müzeleri arasında gösterilen Louvre müzesi I.M. Pei tarafından tasarlanmış bir cam piramittir.

Fransız ihtilalinden sonra açılan ilk müzedir.

14.yüzyılda kraliyet ailesinin yaşadığı saray, çeşitli restorasyonlar dan sonra son halini 1934 yılında almıştır.

Müze 3 ayrı bölümden oluşmaktadır. Bunlar; Richelieu, Sully ve Denon isimli kanatlardır.

Müzede 35.000 e yakın eser bulunmaktadır. Bunların içinde en önemlisi orjinalin yer aldığı Mona Lisa tablosudur. Mona lisa tablosunu ise Milo Venüsü, Marly Atları gibi eserler takip etmektedir.

Müze sanat sevenler için en az 1 tam günün ayrılması gereken bir yer ancak belirli eserlere odaklandığınızda işiniz daha kolay olabilir.

MONTMARTRE TEPESİ

Paris’in yapıları dışında oturmaktan zevk alacağınız her köşesinde kahve içmek isteyeceğiniz en önemli bölge burasıdır.

Vincent Van Gogh, Salvador Dali, Claude Monet ve Pablo Picasso gibi isimlerin geçmişte sanatlarını icra ettikleri stüdyolara ev sahipliği yapıyor.

Tepeye çıktığınız bütün Fransa ayaklarınızın altında mükemmel bir manzara izleyebilirsiniz.

Bu bölgeyi gezmek için en kolay yol tepedeki Sacre Coeur Basilikası önünden kalkan gezi trenine binerek keyif dolu sokaklarını keşfedebilirsiniz.

SACRE COEUR BAZİLİKASI

Şehirde Eyfel kulesinden sonra ilk fark edeceğimiz yapı olan Basilika, Paris’in tepesinde 130 metre yükseklikte adeta bir seyir terası havası veriyor.

Basilika 1874 yılında gerçekleşen Fransa-Prusya savaşında hayatını kaybeden 58.000 Fransa’lının anısına, 1875-1914 yılları arasında inşa edilmiştir.

ŞANZELİZE CADDESİ VE ZAFER TAKI

Paris’in hatta dünyanın en ünlü caddeleri arasında gösterilen Şanzelize, kral Louisin bahçıvanı tarafından Tuileries bahçesinin genişletmek için 1667 yılında yapılmıştır.

Uzun yıllar Fransa turunun bitiş noktası olarak kullanılan cadde ününü lüks mağazalarına,restoranlarına,kafelerine ve tabi ki ünlü Zafer takına borçludur.

Charles de Gaulle meydanında bulunan Zafer Takı 1806 yılında Napolyon Bonapart tarafından yapılmaya başlanmış ve 1836 yılında Louis Philippe tarafından tamamlanmıştır.

Zafer Takının üst kısmında harika bir Şanzelize manzarası izleyebilirsiniz, altında ise 1. Dünya savaşı anısına inşa edilen Meçhul Asker mezarı bulunmaktadır.

PANTHEON

Pantheon mimari açıdan Roma da ki Pantheon ile neredeyse bire bir aynıdır. Kral Louis tarafından Azize Genevieve’ye ithafen 1744-1790 yılları arasında inşa edilmiştir.

Pantheon belirli dönemlerde kilise olarak kullanılsa da aslında ünlü Fransız düşünürleri olan, Voltaire, Jean-Jacques Rousseau, Victor Hugo, Emile Zola, Alexander Dumas gibi isimlerin mezarı olarak kullanılmaya başlanması ile ün kazanmıştır.

Bir diğer özelliği ise ünlü Fizikçi Leon Foucault’un 1851’de dünyanın kendi çevresinde döndüğünü kanıtladığı deneyine sahne olması ile de ayrı bir üne kavuşmuştur.

OPERA BİNASI

Paris opera binası hem sanatseverlerin hemde mimari yapı düşkünlüğü olanların görmesi gereken bir yer.

Ağırlıklı olarak opera ve bale gösterileri olan bu tarihi bina kral Louis’in emriyle 1669 yılında kurulmuştur. Bina iki ana salondan oluşmaktadır. Bunlardan biri çağdaş yapıya ait diğeri ise klasik mimariye sahiptir.

Çok şık bir yapıya sahip olan Opera Bastille 2.700 kişi kapasiteli bir salondur.

Harika ve ihtişam dolu iç dekorasyona sahip olan Palais Garnier ise 1875 de açılmıştır.

Operanın hemen altında ise 500 kişi kapasiteli bir amfi tiyatro bulunmaktadır.

SAİNTE CHAPELLE

Paris’in en ünlü gotik tarz eserlerinden biri olan Sainte Chapelle Hz. İsa’nın dikenli tacı, çarmıh parçaları ve çarmıha çakılan çiviler gibi Hristiyanlığın kutsal emanetlerinin korunup muhafaza edildiği yer olarak kral Louis’in emriyle 1242-1248 tarihleri arasında inşa edilmiştir.

Eser Fransız devrimi sırasında çok büyük hasar almış ancak en önemli parçaları korunmayı başarmıştır.

İçerisinde 13. Yüzyıl vitray koleksiyonu, 12 sütunu süsleyen havari heykellerini ve Hz. İsa’nın meşhur yemek sofrası gibi betimlemeleri görmeniz mümkündür.

Giriş ücreti olarak alınan 10 Euro gezginler tarafından fazla ve zaman kaybı olarak görülmektedir, ancak burada ki maneviyatı yaşamanızı ve bu önemli eseri görmenizi öneririm.

MOULİN ROUGE

Dünyaca ünlü bir gösteri merkezi haline gelmiş Moulin Rouge hem yemek hem gösteri için dünyanın her yerinden binlerce kişi ağırlamaktadır.

Özellikle kan-kan dansı ile ünlü mekan Joseph Oller ve Charles Zidler tarafından 1889 yılında kurulan kabare, çatısında kırmızı bir değirmenin bulunduğu binasıyla Montmartre bölgesinde yer almaktadır.

İki çeşit girişi mevcuttur. Yemekli gösteri yada yalnızca gösteri olarak.

Ancak fiyatları oldukça pahalı, sitesinden rezervasyon ve fiyat bilgisi alıp gitmenizi öneririm.

CONCORDE MEYDANI

Tuileries bahçesi ve Şanzelize caddesinin kesiştiği yerde olan meydan kral Louis’nin heykelinin dikilmesi için 1755-1765 yılları arasında Mimar Jacques-Ange Gabriel tarafından inşa edilmiş. 1792 yılına kadar kralın adıyla anılan meydan, o yıl gerçekleşen kanlı olaylarında etkisiyle 1795’ten itibaren günümüzdeki adıyla anılmaya başlanmış.

Meydanın en önemli yapısı dikili taş ise 1836’da Mısır’da ki Luksor Tapınağından getirtilmiştir. 23 metrelik bu abidenin asıl getirilme amacı bu kanlı olayları unutturacak bir eser olması.

Meydan da bunların dışında iki çeşme ve Fransız şehirlerini bölgelerini simgeleyen 8 heykel daha vardır.

Çok önemli kesin gidilmesi gereken bir meydan olmamakla birlikte Paris’i hakkıyla gezen herkesin kesinlikle önünden geçeceği bir durak noktasıdır.

Şimdiden keyifli tatiller dilerim..

Yazar

SeyyahYollarda.COM 'un kurucusu olan Hakan YILDIRIM Bursanın Gemlik ilçesinde doğmuş büyümüş ve hala burada yaşamaktadır. 2018 yılında Hakan YILDIRIM tarafından kurulan Seyyah Yollarda her geçen gün büyümeye devam etmektedir.

Yorum Yaz